Eğitim-Öğretim Kurumları

Ulucami civarının şehrin ticaret ve alışveriş merkezi olması yanında eğitim-öğretim ve kültür faaliyetlerinin yürütüldüğü bir merkez olduğu da bilinen bir gerçektir. Bu çerçevede Ulucami çevresine veya civarına Ulucami’nin inşasından önce veya sonra farklı hayır sahipleri mektep ve medreseler tesis etmişlerdir. Nitekim Vaiziye Medresesi, Esediye Medresesi ve Hundi Hatun Mektebi Ulucami ile karşı karşıya, İnebey Medresesi ile İvaz Paşa Medresesi ise biraz daha uzağa inşa edilmiştir. Bölgeyi iskâna ve şehirleşmeye ilk kez açan Orhan Gazi’nin, kendi camii civarında bir mektebinin olduğu biliniyorsa da medresesinin varlığı tereddütlüdür. Çünkü kaynaklardan Orhan Gazi’nin Hisar’da Manastır Medresesi adıyla bilinen bir medresesini takip etmek mümkün ise de, Hisar dışında, Orhan Camii civarında olduğu iddia edilen medresesine dair kayıtlar bulunamamıştır. Ulucami’nin batısında, yoldan sonra Yıldırım Vakfına ait Vaiziye Medresesi vardır. Kaynaklarda Câmi-i Kebîr Mahkemesi olarak belirtilen medresenin burası olduğu tahmin edilmektedir. Bu nedenle de Mahkeme Medresesi olarak anılmıştır. Medresenin başlangıçta on talebe odası ve bir dershanesi varken, sonraki düzenlemelerle dershane dışında oda sayısı yirmi bire çıkarılmıştır. Tarihte pek çok kere tamir geçiren medresenin bilinen en son onarımı 1958’deki çarşı yangınından sonra yapılmıştır. Vaiziye Medresesi bugün dükkân olarak kullanılmaktadır. Ulucami’nin doğusunda, musallaların olduğu yerde Esediye Medresesi vardı. Orada kabri bulunan Hacı İvaz’ın babası Arslan sebebiyle Arslaniye ya da Esediye, musallaların yanında olduğu için de Musalla Medresesi olarak anılmıştır. Ayrıca bölgede biri Ulucami’nin güneybatısında, Tahtakale’de Yıldırım’ın ümerasından İnebey Subaşısı tarafından yaptırılmış olan ve Merdivenli Medrese olarak da bilinen İnebey Medresesi, diğeri ise Ulucami’nin kuzeyinde Çelebi Mehmed’in vezirlerinden Hacı İvaz Paşa’nın yaptırmış olduğu İvaz Paşa Medresesi olmak üzere iki medresenin daha faaliyet gösterdiği bilinmektedir. İnebey Medresesi günümüzde Bursa Eski Eserler Kütüphanesi olarak hizmet vermeye devam ediyor olsa da Esediye Medresesi ile İvaz Paşa Medresesi günümüze kadar ulaşamamıştır.

Ulucami civarındaki eğitim – öğretim kurumlarından biri de mekteplerdir. Bölgede ilk mektebi, Orhan Gazi kurmuştur. Kaynaklardan mektebin Orhan Gazi Camii’nin kuzeyinde, Koza Hanı tarafında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer mektepler ise Hundi Hatun ile Karaçelebizade Abdülaziz Efendi tarafından kurulmuştur. Hundi Hatun, Abdullah oğlu Dayı Karaca Bey’in kızı ve Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’nın oğlu Sadrazam İbrahim Paşa’nın eşidir. Hacı olan hanımlardandır. 1502 yılında düzenlediği vakfiyede Ulucami’nin doğusunda yaptırdığı Daruttalim’de yetimler ve fakir çocuklara Kur’an-ı Kerim, namaz usulleri ve ibadet şekillerinin öğretilmesini şart koşmuş; öldükten sonra kendisinin de bu mektebin haziresine gömülmesini vasiyet etmiştir. Karaçelebizade Abdülaziz Efendi ise şeyhülislâm, tarihçi, şair Karaçelebizade Hüsamettin Efendi’nin oğlu olup ulema sınıfındandır. 1591’de doğmuştur. Babası Hüsamettin Efendi, Üsküdar’da, cami, medrese ve imareti olan Fatih’in sadrazamı Rum Mehmet Paşa’nın kardeşidir. Karaçelebizade’nin mektebi Ulucami’nin batı minaresi yanında bulunmaktaydı. 1855 depreminde yıkılmış ve bir daha yaptırılamamıştır. Karaçelebizade Abdülaziz Efendi Mektebi muallimleri arasında Şeyh Ahmed Efendi gibi tahsilinin bir kısmını Mısır’da tamamlayan, Türk ve İran Edebiyatına hakkıyla vâkıf, Mesnevî’ye iki kez altışar ciltlik şerh yazabilecek derecede âlim ve aynı zamanda tarikat şeyhi de olan seçkin kişiler de bulunmaktaydı.

Ulucami, örgün eğitimin yanı sıra gönül eğitimine değer verenleri de bağrına basmış ve onlara da civarında yer ayırmıştır. Bu tarz yerlerden biri de Niyazi-i Mısrî Dergâhı’dır. Niyazi-i Mısrî Dergâhı Ulucami’nin güneyinde, kıble istikametinde, günümüzde postanenin olduğu yerdeydi. Osmanlı toplumunu ve Osmanlı toplumundaki tasavvuf anlayışını derinden etkileyen sufilerden biri olan Niyazi-i Mısrî, 1618’de Malatya’da doğdu. Mantık ve Kelam öğrenmek için Diyarbakır’a, Mardin’e, oradan da Mısır’a gitti. Mısır’da uzun yıllar tahsil yaptığı için kendisine Mısırlı anlamında Mısrî denildi. Mısrî Dergâhı adıyla meşhur olan tekkesini 1669’da inşa ettirdi. Mısrî, Bursa ve çevresinde çok meşhur oldu. Uzun yıllar hem Ulucami’de, hem Emir Sultan Camii’nde hem de tekkesinde vaazlar verdi. Vaaz ve sohbetlerinde cemaatini ve dinleyenleri derinden etkiledi. Konuşmalarında feyizli ve hikmetli sözler kullandı. Kaynaklarda üslubunun şiir akıcılığında olduğuna dair bilgiler vardır.

Hanlar Bölgesi ve Ulu Cami

Tümünü Gör >
Hanlar Bölgesi
İbadet Mekânları
Han, Çarşı, Dükkân, Oda vb. Gelir Getirici Tesis ve Mekânlar
Eğitim-Öğretim Kurumları
Adlî – İnzibatî Tesisler
Sosyal ve Kültürel Tesisler ve Alanlar
Evliyalar, Mezarlık ve Hazireler

Bursa Ulu Cami

Aşağıdaki market linklerinden ya da ilgili marketlerde aratarak indirebilirsiniz.